Davacısı olmayan
bütün duruşmaların davacısı ben oluyorum ve davamdan vazgeçiyorum. Davalısı
olmayan bütün duruşmaların davalısı olarak da kabul ediyorum.
“İşte oldu”
diyorum.” “Husumet son buldu.”
Ve
bilirkişilerin yüzlerine aslında hiç bir şey bilmediklerini haykırıyorum.
Bütün muaccel
olmuş borçlar uğruna ruhumu ipotek ettiriyorum.
Cübbemi artık
sadece namaz kılarken giyiyorum.
İlanları da
kimseyi aramak için değil, sadece son yemeğim de, yürekli havarilere yerimi
bildirmek için kullanıyorum.
Rüyamda Süleyman
alnımdan öpüyor ve “Oğlum çözdün davaları, bu sayede bende bolca sohbet
ediyorum karıncalarla”diyor.
Bütün hakimler
ve savcılar işsiz kalıyor, avukatlara zaten gerek yok, çünkü kimsenin kendini
savunmaya ihtiyacı yok.
Adliyeler artık
müze olarak kullanılıyor. İnsanlar sohbetlerinde ; “biliyormusun üstadım,
eskiler sorunlarına buralarda çözüm buluyorlarmış” diyorlar.
Çözüm lafını duyan ben, kendime hakim
olamayarak tebessüm ediyorum ve içimden;
‘çözüm yok’ diyorum ‘çözüm yok...’

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder