18 Ekim 2014 Cumartesi

BAKIŞ



Amca ellerini sıvamış dualar eşliğinde abdestini alırken,yanına güzel giyimli biri geldi.Küçümser vaziyette amcaya baktı ve gitti.Amca hiç oralı olmadı,mağrur vaziyette devam etti,uhrevi temizliğine.Üstüne başına baktı,adam,aklımda sadece gitmek istediği yer vardı.Amca ise gidecekleri son yere hazırlık için abdest alıyordu.

Küçük kız başında ki örtüyü çektikçe çekti,belli ki bir şeyler yapmak ister gibiydi.Annesine özenip o da ona göre olabilecek bir başörtüsüyü alıp dışarı çıkmış,güzelce kafasına yerleştirmiş ve etrafa bakıp,takdir beklemişti.Ve annesinden isteğini aldı; “ne kadar da güzel yakışmış benim kızıma”. Yanından geçen genç kız acır vaziyette kıza baktı. “Yazık dedi kendi kendine yazık,daha bu yaşta”.Ama küçük kızın duymak istediği annesinin sözleriydi.Genç kıza inat.
Evet, belki de ‘yazık lı’ bir cümle kurmanın tam zamanı olan vakitti ama kime ?.

Genç adam ders arasını fırsat bilip fakülteye beş dakika uzaklıkta ki mescide koşturuyordu.Mescidde namazını kıldı.Dua güvecinlerini sema ya yolladı.Hızlı adımlarla ders’e yetiştim derken,anfinin kapısının kapanmış olduğunu gördü,kapıyı açtı ve içeri girdi.Bunu gören profesör anladı,çocuğun neden geç geldiğini,birkaç defa daha rastlamıştı çünkü.Genç adam alnında secde izleri ile yerine oturmak isterken,sırtından laflandı.
“Nerden geliyosun,evladım” söylenebilecek ilk darbeye zemin oldu. “Namazdan” cevabı ise kalkan.Ve çıldırış,sinir,parmak uçlarını yiyiş...
Genç adam dışında olayı anlamlandırmayanlara,Allah rehber  ; “ve düşmanlıkları ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür.” (03/18)
Ders bitti.


Kadın kendini yırtarak bağırıyor,kendine yandaş arıyordu.Yandaşları da aynı onun gibi,yırtınıyorlar.Konuşma uzadı,uzadı; “bizde bilmem neyiz,biz sizden daha bilmem neyiz,siz bilmem ne istismarcılarısınız.”
Ve sesler kesildi.Ama görüntü aynı,kürsüde ki kadının ağzı oynuyor,konuşur gibi hareketlerde bulunuyor,onu dinleyenlerde yine ellerini kaldırarak tezahürat yapar gibiydiler.Fakat ses yok.Ses gitti.Görüntü siyah-beyaz.
Sadece “geldiler” diye biri bağırdı.Ve boğalar saldırmaya geçmeye hazırlanırken.Bir örtü hepsini tuttu,kaldırdı.
Üzerlerine sadece toprak serpildi. “Her canlı ölümü tadacaktır” ayeti üstlerinde duruyordu.


Firavun,Nemrut ve Ebu Cehl el ele.Buradalar,ilk uğrak yerleri,meclis.Kimse onları tanımıyor.Galiba yani bir Avrupa heyetinin üç diplomatı diyenler çoğunlukta.Herkesler el sıkışmalar,konuşmak istemeler ve yandaş arayışları.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder