Yaptığımız eylemlerin ortaya koyduğumuz
gerçeklerin sonucunu görmemek, onları oluşturduktan sonra bir yere bağlayamamak
ne kadar acı. Ya da sen istesen de bunun sonuçlarını görmene engel olunması ne
kadar çilekeş bir durum. Bir hareket yapıyorsun sonucu ne ama
bilmiyorsun, kıvranıyorsun, yırtınıyorsun ama yok sonuç yok.
Sonra o kadar zor bir
duruma geliyorsun ki “yeter ya diyorsun,ne olucaksa olsun,olsun da isterse
olumsuz olsun,ama ne olur olsun”
İnsanın kötü bile olsa bir sonucu
isteyebilecek bir duruma gelmesi düşünün ki nasıl bir ruh hali doğuruyor
onda. Bir kere belirsizlikte,beklemekte hiçbir şeye odaklanamıyorsun,her sözün
bakışın,gülüşün oraya odaklanıyor; sonuçsuz olarak beklediğine.Ama elinden bir
şey gelmiyor.Belki de insanı sinir eden,çıldırtan kendi elinde bir şeylerin gelemez
durumda oluşu da olabilir.İşte bu kadar şey belirsizlik,üzerine ve onun çilekeş
süresi olan beklemek üzerine söylemişken şimdi bunu katmerleştiren insani bir
duygudan da söz etmek istiyorum.
Acelecilik,insan gerçek manada çok aceleci
bir yaratık. O kadar ki her şeyin onun istediği gibi hemen olmasını
isteyebilecek kadar.Ama bunu o kadar da kötüleyemeyiz zaten kötülesekte bir
anlamı yok çünkü bu fıtrat ile verilmiş bir duygudur.İşte hiçbir şey ,hiçbir
lakırtı etmeden size ben çilenin fomülünü vereyim.
Çile şu demektir.Beklemek artı belirsizik
çarpı acelecilik.
Çile çekmek, bunu tam olarak müşahade etmek
isteyenlere duyurulur inanmıyorsanız aşık olun.Tüm gün bu formülü hem pratik
hem de teorik bakımdan aklınızdan çıkartmayacaksınız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder