Allah Lafzının ardından
geldiği ‘HAYIR’ larla başladı her şey…
Artık gün bitiyordu,günler bitiyordu. Mevsimler
selam bile bırakmadan çekip gidiyor, sadece ben kalıyordum. Ellerim bomboş
olarak.
Çevrem pislik, toz duman…
Geldiğim yer ya işim ya da evim oluyordu.
Beklendiğim yer zaten yoktu ki.
Beklenmediğim yerlere ise zaten gidemiyordum.
Kaybedecek bu dünya zindanında sadece
prangalarım olmasına rağmen, efendisine aşık köleler gibi kalıyordum.
Üstüm başım toprağa bulanmış, miskinler
tekkesinin dersini kaçırmayan tek dervişiydim.
Hiçbir zaman bağırıp, kırıp, dökememiştim ama
şimdi sesimi bile çıkartamıyordum.
Nerden beklenirdi bende meydan okumak ya da
büyük bir ‘HAYIR’ demek.
Başım dönüyordu, neler oluyor diye etrafa
bakındım
Çevremde klakson sesleri, satıcıların
bağırtıları, üçüncü sınıf müzikler.
Ve en güzel senfoni; Sessizlik.
Gerisi değişim, dönüşüm.Kafka böceğe dönüşmeyi
kendine değer biçti, ben beşerlikten kurtularak şerefli mahlukat insana
dönüştüm.
Artık kimse bana bir şeyler diyemiyordu. Ben ‘HAYIR’
larımı kendime kalkan yapmış etrafta koşuyordum.Sadece duraklarım minareli Allah’ın
evleri oluyordu.
Don kişot gücünü toplatıp yel değirmenlerine vurmak istiyordu .Bense
gücümü minarelerden alıp başka yerlere saldırıyordum.
Yanımda kimsem yoktu. Beni görenler Ebu zer e
dedikleri gibi o tek yaşadı tek haşredilecek yakıştırmasını yapıyorlardı.
Ellerimi açarak yolların ortasında duruyor, haykırıyor,
bağırıyordum. Fakat insanlar beni bir kelime ile yaftalayıp yollarına devam
ediyorlardı: ‘meczup’
Aslında ben de biliyordum yaptıklarımın mantık
ile bağdaşmadığını ve sadece ‘bak’malık işler yaptığımı. Ama içimde HAYIR
ağaçları kök salmak isterken yada bir başka deyişle evim yanarken benim
koşturmamdan ayaklarına bastıklarımın bakışları beni ilgilendirmiyordu ki.
Büyük büyük laflar etmek için oturduğum
banklarda en yakın dostlarım yaşlı amcalarla ,torununu gezdirmeye çıkan
teyzeler oluyordu.Anlatıyordum fakat onlar suratıma sadece ‘dünya bir gündür o
günde bugündür ’ diye bakıyorlardı.
Yürüdüm , koşmaktan yorulduğumdan değil , sadece
karıncaların yuvalarına yemek taşımasını gözden kaçırıp es geçmekten korktuğumdan yürüdüm.
Yürürken ‘HAYIR’ inancıma halel gelmemesi için
sadece insanlara bakmamaya özen gösterdim. Yani kirlenmemeye.
Kirlenmekten korkuyordum. Yıkanmakla
geçmeyecek kirlenmekten.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder