17 Ekim 2014 Cuma

Allah Lafzının ardından geldiği ‘HAYIR’ larla başladı her şey…


Artık gün bitiyordu,günler bitiyordu. Mevsimler selam bile bırakmadan çekip gidiyor, sadece ben kalıyordum. Ellerim bomboş olarak.
Çevrem pislik, toz duman…
Geldiğim yer ya işim ya da evim oluyordu.
Beklendiğim yer zaten yoktu ki.
Beklenmediğim yerlere ise zaten gidemiyordum.
Kaybedecek bu dünya zindanında sadece prangalarım olmasına rağmen, efendisine aşık köleler gibi kalıyordum.

Üstüm başım toprağa bulanmış, miskinler tekkesinin dersini kaçırmayan tek dervişiydim.

Hiçbir zaman bağırıp, kırıp, dökememiştim ama şimdi sesimi bile çıkartamıyordum.
Nerden beklenirdi bende meydan okumak ya da büyük bir ‘HAYIR’ demek.

Başım dönüyordu, neler oluyor diye etrafa bakındım
Çevremde klakson sesleri, satıcıların bağırtıları, üçüncü sınıf müzikler.

Ve en güzel senfoni; Sessizlik.

Gerisi değişim, dönüşüm.Kafka böceğe dönüşmeyi kendine değer biçti, ben beşerlikten kurtularak şerefli mahlukat insana dönüştüm.

Artık kimse bana bir şeyler diyemiyordu. Ben ‘HAYIR’ larımı kendime kalkan yapmış etrafta koşuyordum.Sadece duraklarım minareli Allah’ın evleri oluyordu.

Don kişot gücünü toplatıp  yel değirmenlerine vurmak istiyordu .Bense gücümü minarelerden alıp başka yerlere saldırıyordum.

Yanımda kimsem yoktu. Beni görenler Ebu zer e dedikleri gibi o tek yaşadı tek haşredilecek yakıştırmasını yapıyorlardı.

Ellerimi açarak yolların ortasında duruyor, haykırıyor, bağırıyordum. Fakat insanlar beni bir kelime ile yaftalayıp yollarına devam ediyorlardı: ‘meczup’

Aslında ben de biliyordum yaptıklarımın mantık ile bağdaşmadığını ve sadece ‘bak’malık işler yaptığımı. Ama içimde HAYIR ağaçları kök salmak isterken yada bir başka deyişle evim yanarken benim koşturmamdan ayaklarına bastıklarımın bakışları beni ilgilendirmiyordu ki.

Büyük büyük laflar etmek için oturduğum banklarda en yakın dostlarım yaşlı amcalarla ,torununu gezdirmeye çıkan teyzeler oluyordu.Anlatıyordum fakat onlar suratıma sadece ‘dünya bir gündür o günde bugündür ’  diye bakıyorlardı.


Yürüdüm , koşmaktan yorulduğumdan değil , sadece karıncaların yuvalarına yemek taşımasını gözden kaçırıp  es geçmekten korktuğumdan yürüdüm.

Yürürken ‘HAYIR’ inancıma halel gelmemesi için sadece insanlara bakmamaya özen gösterdim. Yani kirlenmemeye.
Kirlenmekten korkuyordum. Yıkanmakla geçmeyecek kirlenmekten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder